Hoşgeldin Veda..

Tuncay Tolga ÖZÇAKMAK - ArhaviSitesi Yayın Grubu Bşk - 11 Nisan 2010 - 23:55 Tarihli Köşe Yazısı --

Türk sinemasının kalbi sayılan Yeşilçam’da ardı-ardına Atatürk filmleri çekiliyor. Peşi sıra da sinemalarda, televizyonlarda gösterime giriyor. Bir kısım yapımcılar eserleri aracılığıyla, toplumu oluşturan bireylere; kültür ve tarih bilinçlerinin oluşması için gerekli ve sağlıklı mesaj verme gayreti içerisindeler. Bu düşünce ve bu amacın dışında kalan bir kısım prodüktörlerin gizli gayeleri ise; Kemalist düşünceye gönül vermiş kitlelere arşivlerde bulunan geçmiş içerikli bilgi, belge ve görsel dokümanları ses efektleriyle süsleyip, servis yapmak ve şirketleri adına ticari kazanç sağlamaktır.


Adına; ister tarihi suiistimal ederek para kazanmak diyelim, ister 20. Asrın en büyük dehasını gündeme taşıyıp popülist siyasetlerine malzeme ederek taraftar sağlamak diyelim. Bir gerçek var ki, o da gündemi daha yüzyıllar boyu işgal edecek olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN olağanüstü kişiliğidir. Gelecek süreç içerisinde de bu kişiliği irdeleyerek; her görüş ve her düşünce sahibi zat, kendine göre yöntemler uygulayarak nemalanmayı amaçlayacaktır. Kimileri, askeri dehasını, kimileri devletçi kimliğini, kimileri devrimlerini, kimileri dünya görüşlerini bir şekilde işleyerek gündemi oluşturacaktır. Kimileri ise; antipatik bakış açılarına meşruiyet kazandırma gayretleri ile, iktidarların hoşgörüsü oranında muhalefetlerini belirginleştirerek karşı cephe kurma teşebbüsü içerisinde olabileceklerdir. Kısaca Kemalizm; sahiplenme veya inkâr etme alanında grupların demode olan sağ-sol çatışmasının yerini alacak, yepyeni materyal olacaktır.

Biz daha fazla varsayımları irdelemeden isterseniz bu güne dönelim. Arhavi Çarmıklı Sinemasında Türkiye ile aynı anda vizyona giren “Veda” filmi var. Sinemanın koltuklarına gömülmeden önce bizim; böyle filmleri seyredebilmemiz için 1996 yılında müteşebbis iş adamlarımızdan Ali Rıza Çarmıklı ile Nurettin ÇARMIKLI’YA tesis ettikleri “ÇARMIKLI EĞİTİM ve KÜLTÜR MERKEZİ” binası için minnet borcumuz var. Bu kültür kompleksi içerisinde yer verdikleri sinema için de ayrıca teşekkür ederiz.

Minnettarız, zira uzun yıllardan beri hiçbir alanda komşu ilçelere karşı ayrıcalıklı bir alanda üstünlük kuramamıştık. Hatta bir zamanlar emsal bu ilçeler; yaşam biçimimizi örnek alarak yerleşim alanlarını bize göre düzenlemekte iken, bu gün ihmal, menfaat çatışması, birlik ve beraberlik yoksunluğu gibi nedenlerle örnek model olmaktan çıkmış, köy-kent görünümlü beldeye dönüşmüşüz. Son yıllarda komşularımıza üstünlük sağladığımız tek aktivitemiz ise: Sinema.

Gelişmiş yerleşim alanlarının sahip oldukları olanaklardan Arhavililer olarak son yıllarda yoksun kaldığımız bir gerçektir. Arhavi halkı adına arzuların transferi için; siyasi arenada mücadele veren liderlerin sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik sahada yeterli hatta üst seviyede olmaları şarttır. Lider vasfını taşımak için sahip olunan eğitimleri ile yeteneklerini birleştirerek iş bilen, karizmatik yapıda olunmalılar. Eğer böyle özelliklerle donanamamış seçkin iseler, iktidar gücünü arkalarına almış olsalar dahi sıradan bir insan olmaktan ileri gidemeyecekleri geçmişte yaşanan örnekleri ile bilinen bir başka gerçektir.

Liderler yaratılış özelliği olarak sıcakkanlı, sempatik değilse, geniş bir sosyal çevrenin mensubu olamamışsa ancak toplumun avam kamarasında yerini alabilir ve kısa zamanda unutulurlar. Her ne suretle başa gelmiş olursa olsunlar halkın; okul, hastane, fabrika gibi beklentilerini karşılamaları mümkün değildir. Bu tür liderler verdikleri sözlerinde duramadıklarında şirin gözükmek için metot değiştirme zorunda kalırlar. Eskilerden biliyoruz bir şeyler yapıyormuş gibi görünmek için refüjleri boyarlar, şarküteri açılışlarında kurdele keserler. Yani ucuz etkinliklerde başrol oynarlar. Komşu ilçenin başkanları, iktidara muhalif düşünceye sahip olsalar da sahip oldukları karizmaları gereği bir takım kazanımlarıyla çağ atlarlar. Bizimkiler de ya elbise ile denize, ya da ilkokul çocukları ile ip atlayarak gazetelere poz verirler.

Her neyse biz yine son yılların en büyük eserlerinden biri olan VEDA filmine dönelim. Halkımızın kültürel yaşamına sinema armağan ederek katkıda bulunan Sayın Nurettin ÇARMIKLI ‘NIN dışında işletmeci Akman SANDIKÇI’YA da böyle bir filmi Türkiye ile aynı anda bizlere izletme ortamı sağladığı için teşekkür ederiz. Hemşerimiz Zülfü LİVANELİ’NİN senaryosunu yazdığı VEDA filmi son yıllarda izlemiş olduğumuz belgesel içerikli en güzel eserlerden biriydi diyebiliriz. Bu filmin Arhavi’ye getirilmesi için çaba sarf eden, ekonomik katkı sağlayan Belediye Başkanımız Coşkun HEKİMOĞLU’NA da hakkını teslim edelim. Her ne kadar kendinden yüksek beklentiler içerisinde olduğumuzdan zaman-zaman yapıcı anlamda eleştirilerde bulunsak ta bu hususta gösterdiği duyarlılığa kamuoyu önünde teşekkür ederiz.

Livaneli bu filmi Atatürk’ün çocukluk arkadaşı Salih BOZOK’UN bakış açısıyla kaleme aldığını izlerken anlıyoruz. Filmi tam olarak özümleyebilmek için ATATÜRK hakkında üst bilgi sahibi olmak gerekli. Yalın bir üslup kullanılarak ifade edilmek istenilen hikâyenin içerisinde geçen kısmı olayları kişinin tarih bilgisi ile birleştirmesi neticesinde daha net anlayabilmesi açısından çok önemi var. Yer, mekân ve olaylardaki kahramanların adı bariz bir şekilde telaffuz edilmediği için seyircinin bilgi birikimini kullanması filmin daha anlaşılabilir olmasının temel şartıdır.

Amerika yıllar yılı western filmleri ile Türk sinemasının önünü kapatarak gelişimini engellemiştir. Filmlerinde işlediği hayali kahramanlarla ülkemizde kovboy hayranlığı yaratmıştır. Türkiye’de John WAYNE adını duymayan, Ursulla ANDRESS’İ tanımayan insan kalmamıştır. Kendine göre Kanun yapan bu Teksas çobanlarına duyulan hayranlık milli mücadele kahramanlarımıza duyulandan daha fazla olmuş ise, ortada büyük bir sorun var demektir. Sayısal bir tespitle belirlenmiş istatistikî verileri sahip değilim, ama Veda filmine halkın ilgisi ile bir kovboy filmlerine gösterilen ilgileri mukayese ettiğimde aralarındaki farkı anlamakta güçlük çekmiyorum.

Vatanperver bir Türk yurttaşı olarak arzum o idi ki; sinemamızın sahip olduğu koltuk kapasitesi Arhavililere yetmesin. Film günlerce oynasın, salon yalnız öğretmenlerin mecburiyeti sonucu öğrencilerle değil, sivil halktan her çeşit görüş ve düşüncelerden oluşan insanlarla dolup taşsın. Bir kişi birkaç kez gelsin şeklinde idi. Çünkü bu film bir tarafın değil bir bütünün hikâyesiydi. Şu ana kadar sinemamızın koltuklarını komşu ilçelerden gelen seyirciler dolduruyor, suarelerde salon çoğu zaman boş ve üç-beş kişiyle film oynuyor. Kültür varlıklarımızın kıymetini bilelim: Arhavi değerlerini hep kaybettiğinde mi anlayacak?

İnsan hayal gücünün sınırlarını zorlayan bu var oluş destanımızı filmde yer alan bütün oyuncular mükemmel oynamışlar. Çanakkale Savaşları ile Dumlupınar Muharebeleri Hollywood yapımcılarını kıskandıracak kadar sahici sahneler kullanılmış. İzlerken duygulanmamak mümkün değil, gözyaşlarınıza hâkim olamayacağınız anekdotlarla dolu. Kısaca Türk toplumun istiklali ve gelecekteki nesli için 1881 ile 1938 yılları arasında yaşadıkları dramı ve yeniden var oluşumuzu anlatıyor. Veda filmi Türk sineması adına çekilmiş tek kelimeyle ŞAHESER’dir. Görmeyenlerin sadece kör olması gereken bu filme herkesi davet ediyoruz.

İzlemiş olsalar dahi; halka öncü olmak adına, ip atlayanları da, denize atlayanları da…

 


Tuncay Tolga ÖZÇAKMAK

ArhaviSitesi Yayın Grubu Bşk

11 Nisan 2010 - 23:55

Tarihli Köşe Yazısı

Bu Haberi Paylaş

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy

Yeni Haber:
Eski Haberler: